Hayatıma lise birdeyken giren biriydi. Daha önce hiç birimizin görmediği biriydi. İlk matematik dersimiz. Yeni başlamış, daha ilk hafta...Ders yapılmaz klişesine inat bir hızla girdi sınıfımıza hocamız ve de sadece adını söyledi. Sonrasında ise anında mantıkla başladık derse. Aman Allah'ım diyorsun. Ne oluyor, neden ders yapıyoruz derken bir baktık kümeler, sayılar, ilk sınav gelmiş çatmış. Ne zaman geldik bu sınava yahu...Neyse diyorsun çalıştık ( çaktırmayın sadece ders yetiyordu bana, çalışmaya gereksinim yoktu denebilinir) iyi geçecek değil mi...Yağma yok. Sınav gerçekten zor. Bakıyorsun ilk başta kağıda. Burada ne denilmiş diye. İlk 5 dakika sadece kağıda bakıyor 30 kişi. Sonrasında bir vahiy diyeceğim ama tabiki de değil İdil Hoca'nın açıklamalarıyla ampül yanıyor kafada elbette.Öyle bir ampülki geriye kalan 40 dakikada elde kalemler kağıtta şaheserler yaratılıyor. ( Öyle ki bazen ne yaptığımızdan biz de emin olamıyoruz.) Böyle derken baktın sınav sonuçları açıklanıyor. Tabiki de aldığım not 4 ! Bir kere mi 5 alınmaz şu matematik sınavlarından. Almadım İdil Hoca'nın sınavlarından gönül rahatlığıyla ya...İnsan üzülüyor o zamanlar da şimdi düşünce normal diyorsun.
Bir baktım 2. dönem. Artık daha zor konular. Polinomlar falan derken Allah'ım diyorsun bu matematiği icat edeni bulursam...Tabi bunu hocamıza söylemiyoruz. Hiç söylenecek söz mü değil mi? Derken bölüm seçimleri. Tabi bizim zamanımızda bölüm bölüm ayrılırdık, şimdiki gibi saklı olmazdı bölümler :D Ben yapabilir miyim derken İdil Hoca'mın desteğiyle hadi diyoruz. Olduk mu artık 2. sınıf.
Bir Analitik Geometri diye bir ders var ki düşman başına. Ben zaten hayal edebilsem Fizik dersini anlardım değil mi..Yok yahu. En kolay konuyu anlayamıyorum. Simetri neymiş diyorsun. Hayatımda ilk kez bu kadar kötü bir not alıyorum. Tabi alışkın değil bünye. Yediremiyorum. Nasıl olur diyorum.Manyak gibi oturup simetri çalışıyorum da bir dahaki sınavda sorunla karşılaşmayayım. Şaka gibi ya. Bu nasıl oluyor diyorsun!!! Böyle derken bir baktık senenin sonu ve de artık son sınıf olup üniversiteye çalışacağımız vakitler geliyor.
Belki de Matematik konusunda en önemli yıllardan biri bu. Türev, limit, integral derken neye uğradığını şaşırıyorsun. Tabi sevgili sınıfımda bir azıttı o sene hiç sormayın. Artık uğraşılacak sınıf olmaktan çıktık. Kurunun yanında yaş da yanar misali İdil Hoca'm bir yakmış bizi dillere destan. Geldi mi önümüze kağıtlar. Neye uğradığımızı şaşırdık. Kalem oynatmayı bırak fikir yürütemiyorsun ki. Ne diyor bu bile diyemiyorsun. Sorsan biliyorsun ki cevap alamayacaksın. Ecel terleri dök içinden geldiği gibi. Mis diyorsun. Neyse derken sınav geçiyor ama hepimizin üzerinden bir buldozer geçmiş sanki . Sınavdan sonraki ders ağzını açıp konuşan yok. Yiyorsa cesaret et. Dönemi böyle kapatıyoruz. Geri döndüğümüzde hocamız yok. Ne oldu ne bitti derken öğreniyoruz ki sağlık problemleri. İnsan bir anda çok kötü hissediyor kendini. Bu nasıl olabilir diyorsun. Hastahaneden çıksın da rahatlayalım diye müjdeli haberi bekliyoruz her gün. Ve o haberin geldiği gün sanki hayatımdaki en güzel haberi almışım gibi hissediyorum. Ama hala hocamızı göremiyoruz. Dinlenmesi ve kendini toplaması gerekiyor. Böyle derken artık liseden mezun oluyorum.
Hocama veda edemiyorum mezuniyette. Ki zaten bende kırmışım ayağı yatıyorum sürekli. Artık ne ders çalışma ne de bir şeyler yapma isteği var. Sağolsun doktorum yeterince gözümü korkutuyor. Alçı tutmazsa kendini o ameliyat masasında bulursun demesine mi yanayım bir buçuk ay boyunca yatacağıma mı.
Tercihleri veriyorum ve tabi hocamız daha gelmemiş. Sonrasında tercih sonuçları açıklanıyor. Artık bir üniversiteli olarak liseme gidiyorum. Hocalarımla konuşmak ve vedalaşmak için. Kimyager olmamı sağlayan Kimya hocamla ve sonrasında da İdil Hoca'yla karşılaşıyorum. Her zamanki gibi yerinde duramıyor. Artık liseli değilim ve hocam bana bilgi veriyor, tecrübelerini paylaşıyor ve tavsiyeler veriyor.
Üniversite 1. sınıftayım. Telefonum çalıyor ve bir bakıyorum İdil Hoca'm. İnsan çok mutlu oluyor. Böyle bir şekilde yan yana olmasak da hala iletişimimizin devam ediyor olmasından dolayı. Böyle böyle derken üniversitede sınıflar geçiliyor ama hocamla olan iletişimimiz hiç kopmuyor. Artık konuştuklarımız ve paylaştıklarımız da değişmiş durumda. Sürekli yan yana geldiğimizde geçmişe lise yıllarıma dönüp o zamanı gülerek anıyoruz.
Lisans hayatımdaki son yazımda okulda çalışan lise arkadaşıma sürpriz yapıyoruz. O gün yüzündeki ifade görülmeye değerdi. Kendisini okulumda görmek o kadar mutluluk vericiydi ki. Dolaşıyoruz ve de aslında İTÜ'de olmamda annem babam kadar kendisinin de ne kadar emeği olduğunu bir kere daha anlıyorum. Dershanede de aynı dersi gördüm ancak yıllar geçmesine rağmen İdil Hoca'dan öğrendiğim hiçbir şeyi unutmadım. Öyle bir şekilde öğretmiş ki bize sadece birazcık göz atmamız yetiyor. Ne yazık ki bunu integral için diyemeyeceğim. Hiç anlamam kendilerini. Çünkü İdil Hoca'mdan öğrenemedim.
Bugün gene Hoca'mla beraberdik. İnsanın bazen yanında annesi olmasa bile öyle hissettiği anlar vardır ya ..Benim de öyle oldu. Şöyle eve gelip oturduğumda ne kadar şanslı olduğumu bir kere daha anladım. Liseden mezun olalı 5 yıl oldu. Ancak ne olursa olsun öğreneceğim o kadar şey var ki... Bazen diyorum acaba hiç karşılaşmasaydık neler değişirdi hayatımda ya da nasıl bir yolda devam ederdim. Bunu hiçbir zaman bilemeyeceğim belki ancak İdil Hoca olmasaydı şu anda olduğum insana ne kadar benzeyebileceğim konusunda bazı düşüncelerim var...Lise hayatında şanslı olanlardanım. Bunu her geçen gün daha da iyi anlamaktayım.