Her şeyi uzaktan izlemek zorundaydı. Eline uzatsa dokunabileceği kadar yakınken asla ama asla o duyguyu hissetmeye hakkı yoktu. Bunun yeminini etmişti. Kimseyi sevmeyecekti, sevse dahi sevilmeyecekti. Onun görevi herkese eşit olmaktı. Şahit olduklarından nefret etse de bir anlamı olmayacaktı. Yapabileceği tek şey her birini hafızasına kazımak olacaktı.
Eğitiminin üzerinden binlerce yıl geçmişti.... Kimseyle konuşmadan geçen günler, yıllar.... Ve şimdi kapıda biri duruyordu. Kendisine gülümseyerek 'Sonunda buldum. Kayıp Parçam!!!'.
Böylece yolculuklarının başlangıcındaydılar. Her rengi yok eden ve renklerin her birini içeren... Bilinmezliklere doğru, kilitlerin açılacağı ve gerçeklerin ortaya saçılacağı yolculuklarına doğru....