29 Aralık 2021 Çarşamba

O An....

Sorulan soru neydi? Verdiğin cevap dürüstçe miydi? Kendine kırıldığın kadar başkasına kırıldın mı? Kendini tanıdığını düşünüp daha önce görmediğin biri olduğunu anladığında ne tepki verdin? Başarıların hep başkasının olup başarısızlıklarının altında imzanın olduğunun farkına vardığında neydi hissettiğin? Günlüğüne dahi yazmaktan çekindiğin korkularınla yüzleştiğinde ne yapabildin?

Bu soruları her sorduğunda ne kadar karamsar olduğunu fark ediyorsun. Aslında insan olduğunu anlıyorsun ya da insan olmayı öğreniyorsun. Çıktığın keşif yolculuğunda neler yapabileceğini, başarabileceklerinin sınırlarını görüyorsun. Yorgunluğunla bir köşede yığılıp kalabileceğin gibi son adımlarını atmaya da uğraşabilirsin. Birinden destek alabileceğin gibi kendini zorlayabilirsin de ne var ki unutmaman gereken eninde sonunda geriye dönüp bakacağındır. Baktığında da bu soruları sorduğun anları göreceksin. O sırada doğru yapıp yapmadığın değil mutlu olup olmadığın önem kazanacak… Hayallerinin peşinden ne kadar gidebildiğini görmek isteyeceksin ve gördüğüne inanamayabilirsin… Anılarınla barışacağın, kendini kabul edeceğin gün olacak geriye baktığın gün… Ve kendine inanmadığın her ana şaşırabilirsin ama işte insan olmanın getirisi bu. Pişmanlıklarının ve sevinçlerinin kazandırdıklarıyla rahat nefes alıp ‘İnsan’ olduğun için gülümseyebileceğin an; umut etmenin ve ilerlemenin, başarabilmenin ve başarısızlıklarınla yaşamanın sonucunun  geldiğin nokta olduğunu görmenin zamanı olacak… 

19 Aralık 2021 Pazar

Unutulmak İstemek

Unutulmuşlar Okyanusu'ndayım. Kim olduğumu bilmeden dalgalarla hareket ediyorum. Bölük pörçük anılar var. Ama hangisi benim? Anılardaki kız mıyım ben? Belki de küçük çocuğum, elinde mavi balon olan... Ya da gözlerinde sevgi olan yaşlı insanım.... 

Kendimi yok etmek için daldığım bu sonsuzluğun içinde süzülüyorum sadece... Etrafımda başka insanlar var. Merak ediyorum neydi sebepleri... Benliklerinden vazgeçecek ne olmuş olabilirdi ki? Kendimi düşünmüyorum. Düşünmek istemiyorum. Kaçmadım ama bıraktım. Bana yazılan perdeyi oynamadım. Belki de vazgeçişimle özgürlüğümü kazanmışımdır.  

Unutun beni... Unutun ki ruhum yaşayabilsin. Görünmez sınırlar içinde yaşamak zorunda kalmasın.... Unutulmuşlar Okyanusu'ndayım ve son kez.... 

2 Eylül 2021 Perşembe

Veda Etme Zamanı...


Nefret! Kendinden, hayatından, hayallerinden… Takılmış maskeleri gördükçe; insanların nasıl kendilerini sakladıklarını, imparatorluklarını kurmak için yok oluşlara sürüklediklerini anladıkça ortaya çıkan his…
Umut! Ama neye karşı? Veya ne için? Kendini bir gün daha nefes almaya zorlayabilmek için mi yoksa maskeler oluşturup saklanan güruhun bir parçası olmak için mi?
Sevmek! Neden birini veya bir şeyi sevme zorunluluğu hissedersin ki? Boyna geçen bir kemendin sanki dünyanı aydınlatıyor olmasını neden kabullenirsin ki?
Aşk! Belki var olan en acımasız yolculuk… Düşünmeni engelleyen bir uyuşturucuyu isteyerek kabul etmenin sorumluluğunu nasıl alabilirsin ki? Hayatını yok edebilecek bir dünyanın parçası olmayı istemek neden bu kadar önemli senin için?
Kıskançlık! Başkalarının başarılarına sevindiğini söylerken yalanlarla kirleniyor olmayı istemek bu kadar kolay mıdır gerçekten? Niçin kalbinin siyahlığını güzel sözlerle süslemeye çalışırsın ki?
Merhamet! Belki de en büyük yalan… Gözlerinin önünde gerçekleşenleri değiştiremiyorken üzüldüğünü haykırmak neyin çabası?
Empati! Tiyatro gibi değil midir bu? Hayat adlı piyeste başkalarına verilen rolleri yapabileceğini söylemenin kibarcası değil midir?
Asıl soruyu hiç düşündün mü? Kendini; bu hisleri yaşamak isterken yok ettiklerini sorguladın mı? Bencilliğini, umursamazlığını, kötü düşüncelerini hikâyenin bir parçası yaparak çevrendekileri kullanmaya çalışıp kendini suçsuz görmek için uğraşmak… Çıkardığın savaşlara, yok ettiğin hayatlara baktın mı hiç? Masumiyeti kabahat kabul edip gözlerin para hırsı bürümesini sağlarken bir gün bedenin dağılacağını hayal ettin mi? Hiç sordun mu kendine? Yok olsam, veda etsem neler olurdu diye? Kendini silebilmenin hediye olmasını kabul etseydin olur muydu? Ve bir gün nefes almayı bırakmak ister misin? Benim cevabımı duymaya gerek yok… İnsan olmanın acısını yaşıyorum. Galiba benim için yolun sonu, bana katılır mısın bilmem… Veda etmeliyim; artık…  

7 Haziran 2021 Pazartesi

Siyah'ın Renk Cümbüşü ile Buluşması

Kolay değildi. Her şeyi tutmak ama kendine ait hiçbir şeyin olmaması... Anıların kaydını tutandı ama hiçbiri ona ait değildi. Bu görevi kabul ettiğinde acının olacağını düşünmemişti. Siyah olmanın yorucu olacağını, günden güne kendini tüketeceğini... Daha önce kimse gönüllü olmamıştı. Konseyin seçtiği kişiler hep sessiz ve düşünceli olurdu. Hiçbiri neden seçildiklerini merak etmemişlerdi. Ta ki geçip Siyah ünvanını almak için kendini ortaya atana kadar... Herkes neden bunu istediğini sormuştu. Halbuki kimse saklandığını düşünmemişti. Karanlığın bir parçası olursa belki de kendini koruyabileceğini düşünmüştü.

Her şeyi uzaktan izlemek zorundaydı. Eline uzatsa dokunabileceği kadar yakınken asla ama asla o duyguyu hissetmeye hakkı yoktu. Bunun yeminini etmişti. Kimseyi sevmeyecekti, sevse dahi sevilmeyecekti. Onun görevi herkese eşit olmaktı. Şahit olduklarından nefret etse de bir anlamı olmayacaktı. Yapabileceği tek şey her birini hafızasına kazımak olacaktı.

Eğitiminin üzerinden binlerce yıl geçmişti.... Kimseyle konuşmadan geçen günler, yıllar.... Ve şimdi kapıda biri duruyordu. Kendisine gülümseyerek 'Sonunda buldum. Kayıp Parçam!!!'.

Böylece yolculuklarının başlangıcındaydılar. Her rengi yok eden ve renklerin her birini içeren... Bilinmezliklere doğru, kilitlerin açılacağı ve gerçeklerin ortaya saçılacağı yolculuklarına doğru....