6 Temmuz 2022 Çarşamba

Tuval

 Yorucu bir gün, sevindirici bir gün, üzücü bir gün, hedefsiz bir gün, gülmeli bir gün, anlamsız bir gün, dinlenmeli bir gün, ağlamalı bir gün, kahveli bir gün, yenilgili bir gün, mutlu haberli bir gün, çığlık atmalı bir gün, heyecanlı bir gün, aşklı bir gün, kayıplı bir gün, saçma bir gün, umutsuz bir gün, umutlu bir gün, kabuslu bir gün, kahkahalı bir gün, vazgeçmeli bir gün, kalp kırmalı bir gün, arkadaşı üzmeli bir gün, deney yapmalı bir gün, ağlamalı bir gün, küsmeli bir gün, hasta olmalı bir gün, sorulu bir gün, gezmeli bir gün, paylaşmalı bir gün, sırlı bir gün, güvenli bir gün, yağmurlu bir gün, deniz kokulu bir gün, samimi bir gün, kelimelerle oynamalı bir gün ve yaşanılması gereken bir gün.... Hayat bu!!!!

 Her değişim ve gün tuvalde kullanılan renk gibi aslında; rengarenk kısımlar olduğu gibi koyuların cirit attığı yerler de var. Mantık ve duyguların savaştığı noktalar... Karar ve kararsızlıkların birbirine cephe aldığı anlar; yorgunluğun ve bıkkınlığın birbirinin kapısını çaldığı dakikalar. Yaşanılan anlarla başa çıkılamayıp ertesi günü düşünmekten endişelenen insanların karmakarışık olduğu bir süreç... Bazen de farkına varmadan ruhlarının en zayıf olduğu anları renklendirmeye çalıştıkları bir sayfa. Kendilerini anlamaya çalışırken yanıltıcı renkleri kullandıkları bir an olabileceği gibi maskelemek için de yardımını isteyebildikleri fırça darbeleri. Mutluluk ve hüznün aynı yatağı paylaştığı, aşkın ve nefretin birbirini yenmek için uğraştığı portrelerin oluşturduğu anılar bütünü. Güven duymayı öğrenilen süreçlerin sonunda ne kadar narin olduklarını gösterdikleri bir serginin parçası olan tuvaller.... Hayal kırıklıklarını ve başarılarını birleştiren parmaklar... Hayat; insanın kendini kaybolmuş hissettiği bir yol, bir bakış açısı.... Sorgularının yapılmak için renk cümbüşünün yansıtıldığı tuval...


30 Haziran 2022 Perşembe

Ne Dersin İnsanoğlu?...

 Gene ne oldu değil sorulması gereken bu sokakta yürüyenlere. Yan yana dizilmiş suskunlukların kapısını çalabilecek cesareti bulamayanların dinlenebileceği bir yol olması gereken bu sokakta çok mu acımasız oluyorsun İnsanoğlu??

Dinlemediğin her çocuğun hüznünü paylaşabilmeyi öğrenebilseydin keşke....Yazılmamış şarkılara nota olabilmeyi, sayfalara geçirilmemiş hikayelere sahip çıkabilmeyi başarsaydın neler değişirdi hiç düşündün mü? Masumiyeti barındıramadın kollarının arasında; vahşiliğinle, yok ediciliğinle, vicdansızlığınla şu evrende bir canavar yarattın. Ve bu durum katlanılmayacak kadar ağır geliyor bazılarına.... Suskunlardan biri oluyorlar veya vedalarına hazırlanıyorlar. Suçunu bir gün kabul edecek misin? Belki savaşmayı bırakıp yorgunluğunla dost olmayı öğrenirsin.... Kim bilir sende sonunda bizden biri olup bu sokakta yürümeyi kabul eder ve dünyamızı anlarsın. Ne dersin İnsanoğlu?