Benliğimden nefret ediyorum. Bunu kabul etmek kolay değil demeyeceğim. O kadar basit ki... Bir insanın neden kendini sevmediğini herkes merak eder ama ben etmiyorum. Çünkü ben kendimi sevmiyorum. Hem de hiç... Kendinize hiç düşman gözüyle baktınız mı? Ben her gün her saat bunu hissediyorum. Aynaya baktığımda karşımda sevgiyi hak etmeyen, ruhu kirli olan bir varlık var. Bu yüzden bakmam aynalara....Sırf ruhumun iğrençliğini görmeyeyim diye... İyiliğin ne olduğunu bilse dahi hak etmediğini düşünen birinin gözlerini görmeyeyim diye...
Bahanelerin arkasına saklanıp, başkalarının üzerine suç atmaya çalışmanın mantığı yok. Kime sorarsanız sorun geçip benim için hırslı, güçlü, aklına koyduğunu yapan biri diyecektir. Halbuki tam tersi korkağın tekiyim. Sadece bir kıyafet gibi üzerime giydiğim karakterden başka bir şey değil insanların saydıkları... Kaçmanın en kolay yolu yaptığın şeyi bırakmak değil tam tersine kendi çemberinde dönmeye devam etmektir benim için.
Kalbim temiz değil hele ki ruhum, zihnim ise kapkaranlık... Kötülüğün varlığına en iyi örnek benim. Bencilliğimle gurur duyan biri olarak yaşıyorum. Garip değil mi? Fedakarlık yaptığını söyleyerek hareket eden birinin bencil olduğunu söylemesi... Başkalarının beni tebrik etmesi umurumda değil. Herkesin yapabileceği şeyleri yapıyorum. Bundan dolayı da dönüp ne kadar başarılı olduğumu duymanın zerre kadar önemi yok...
Kaç kitap okumuşum, kaç dil biliyorum, insanlarla ilişkilerim ne kadar muhteşem.... Bunların ne önemi var ki? Çevresine zarar veren, varlığıyla kirleten biri dil bilmiş, kitap okumuş, hayatında ilerlemiş ne olacak ki? Amaçsızca gelecek planları diye tutturup gidiyorum. Kime ne yararım var bu dünyada? İnsanlara, sevdiğim dediğim kişilere sorun olmaktan başka neye yaradım ben bugüne kadar?
Ölüm kurtuluş mu? İntiharın kurtuluş olduğunu düşündüğüm anlarım var... Yolda yürürken araba çarpsa da ölsem dediğim, bina üstüme yıkılsa, elimdeki asit şişesi kırılsa ve ayaklarımı yok etse... Belki inanmayacaksınız ama bazen deney sırasında kullandığım iğneyi damarıma batırıp hava kabarcığı veresim geliyor.... Kışın dahi pencere açık uyurum. Belki zatürre olurum da sonunda bir şekilde ölürüm diye...Ağrılarımı umursamam. Başkaları fark etmedikçe geçip doktora gitmem... Grip olunca ilaç alsam dahi kullanmam sırf durumum daha da ağırlaşsın diye... Kendime bunları neden yaptığımı bilmediğimi söylemeyeceğim. Kendimi yok etmek için uğraşıyorum .Beni neyin durdurduğunu bilmiyorum veya buraya bu kadar kolayca yazdığım için bunlara inanmayacaksınız. Ama insan kendini bilmeli değil mi? Hani 'En çok gülen en yaralıdır' anlamına gelen bir deyiş vardır. İşte ben tam da o deyişin konusuyum. fotoğraflarda gülüyorum. Yanımda birileri varken gülüyorum. Arkadaşlarımla konuşurken gülüyorum. Ama gece olunca yatağa uzanıp karanlıkta tavana baktığımda aklımdan tek geçen düşünce 'Yalancısın sen.' oluyor. Ve en büyük yalanım her zaman dürüst olmak... Başkalarına dürüst olmak... Çünkü ancak bu şekilde kendime yalan söylemeye devam ediyorum.
Kendimle dürüst olmalıyım desem de hala bahanelerin arkasına saklanıyorum.... Kim bilir belki gerçekten bir gün gerçeği kendime itiraf edebilirim. Karanlığım beni yok ettiğini kabul etsem dahi hala saklanıyorum... Renkli kalemler, kağıtlar arkasına... Kendi siyahlığımı ancak bu şekilde kamufle edebiliyorum... Hadi gülümseyeyim ve pencereyi açayım... Uyuma vakti...