23 Ocak 2017 Pazartesi

Saygı veya Sorun?

 Dün yaşadıklarım aklıma 'Acaba?' sorusunu bir kere daha düşürdü. 4 örnekle durumun kötülüğünü çok kolay anlayabiliyorsun.

İlki minibüs beklerken yanımdaki kişinin sigarasından başladı. Adam tam minibüs geldiği anda sigarasını söndürmeden yere attı. Normal gelebilir bu durum. Ancak sadece iki adım ilerisinde, minibüse daha yakın, bir çöp kutusu olması işin acı tarafıydı. Haliyle kişiyi bu konuda uyardım. Bana ' Teşekkür ederim' diyerek cevap verdi. Şimdi bununla alakalı sormak istediğim şey bu teşekkür edilecek bir şey midir? Yaptığın hatanın farkında değil misin? Veya çöp kutusunu ki görülmemesi imkansız göremiyor musun?

İkinci durum minibüse binince karşıma çıktı. Toplu taşıma araçlarında sigara içmek yasak. Hatta yakın bir zamanda bundan dolayı bir şoförü hem İETT'ye hem de polise şikayet ettim. Bu seferki durumda aynı konuyla alakalıydı. Şoför minibüste sigara içiyor ve kimsede bir şey demiyordu. Haliyle uyardım. En azından uyarınca sigarayı söndürdü. Bu durumla alakalı aklımdaki soru para cezası olduğu halde toplu taşımalarda sigara içme hakkını insanlar kendilerinde nasıl buluyorlar. Gelelim illaki uyarmak zorunda mıyız? Belki alerjisi veya astımı olan yolcular vardır. Şoför bunu düşünmek zorunda değil mi? İşin diğer tarafı yolcular bunun yasak olduğunu bilmiyor mu? O zaman neden uyarmıyorlar? Uyarmak ve doğruyu göstermekten neden çekiniyoruz? Bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığı nedir? Sigara içilmesine karışma hakkım bulunmuyor ancak kurallarla sabitlenmiş olayları göz ardı etmeye çalışmak neden?

Üçüncüsüne gelirsek bir bayanın oturan gençlere karşı tutumu dikkatimi çekti. 'Yaşlılar ayakta gençler oturuyor.' Şimdi kadının gözünden bakıldığında bu bir saygısızlık durumudur. Sonuçta ben dahil genç insanların orada oturması bir sorun oluşturmaktadır. Ne var ki bir genellemeyle bu cümleyi kurmuş olması rahatsızlığımın bulunmasından dolayı dikkatimi çekti. Sadece ayak tabanımdan dolayı  çoğu zaman oturmak zorunda kalıyorum. Oturacak yer yoksa bile normalde ayakta durulan yerde de oturuyorum. Birkaç ay önce sırf bu ağrılar yüzünden ayağıma basamamış ve günlük hayatımdan uzak kalmak zorunda kalmıştım. Şimdi bu durum bilinmeden bir cümle kurulması beni rahatsız ediyor. Doğrudur yaşlılara yaklaşımlarımızda bazı noktalarda dikkat etmemiz gerekiyor ve herhangi bir problemi olmayan insanların kesinliklede yer vermesi gerekir. Fakat 40 yaşında birinin 'Ben yaşlıyım, bana yer ver demesi.' durumuna ve bunun bu şekilde herkesi kapsayacak bir şekilde dile getirilmesine karşıyım.

Dördüncüsüne baktığımızda gene kuralların ihlal edilmesiyle  yirmiden fazla kişinin hayatının tehlikeye girmesi sonucu ortaya çıkıyor. Minibüs aşağı yoldan geldiği için trafik kurallarına göre öncelikli durumdadır. Fakat yukarı yoldan gelen araba bunu göz ardı ederek neredeyse minibüse çarpacak ve  minibüste bulunan kişilerin hayatları tehlikeye girecekti. İşin komik tarafı karşıdaki arabanın sürücüsü suçlu olmasına rağmen bağırmaya ve küfür etmeye başladı. Bu sırada şoförümüz minibüsten indi. Yolcuların tepkisi ise beni daha da şaşırttı. Biri 'Bırak yaşlı adam, dalaşma.' ve başka biri 'Yaşlı adama artistlik mi yapılır?' dedi. Bende haliyle bu durumda yaşanacak olayı 'Yaşlı olması burada bulunanlardan birinin ölümüne sebebiyet vermesi halinde önemli olmayacaktı.' dedim. Bunun üzerine yolculardan biri 'Ehliyetini almak lazım belli bir yaştan sonra.' diyerek daha da şaşırmama sebep oldu. Gelelim olaya kural belliyken neden hakarete ve küfre başvuruyoruz? Hatamız belliyken... Veya birinin yaşlı olması kuralları bozduğu zaman uyarılmaması için bir sebep midir? Yaşlı olmanın ne tür bir hakkı vardır bu noktada?  Bununla beraber uyarmak ne zamandan beri artistlik oldu? Tek bir olay bu kadar soru oluşturuyorsa...

4 farklı olay ve insanların yaklaşımları. Düşünülecek ve sorulacak o kadar çok soru var ki.. Üzülmemek elde değil. Bu kadar kötü durumdayken biz ne yapmalıyız? Bunu değiştirmek için mesela?

Ben bir kişiyim. Elimden geleni yapsam da ....