Eskiden yazılar defterlere karalanırdı.Eller daha çok kalem tutardı. Klavye de neymiş dedirtti...Tabi daktiloları unutmamak lazım Hiç unutmam babamın bir daktilosu vardı. Nasıl çalıştığını öğrenmek için sürekli onunla oynardım. E tabi sonunda bozdum da. Sonuç olarak o kadar kurcalamanın sonucu bu olurdu.
Eskiden aile üyeleri birbirlerini daha çok görürdü.Telefon da neymiş dedirtecek zamanlar biliyorum.Ancak o zamanlar akşam yemekleri mutlaka beraber yenilirdi.Kimin hangi saatte geldiği önemsenmez, masaya evin reisi oturmadan yemeğe başlanmazdı. O zamanki muhabbetler daha bir eğlenceliydi sanki. Ne internet gençliği denilen kavram vardı hayatımızda ne de şimdiki gibi herkesin elinde 'Smart Phone' dediğimiz telefonlar...İnsanları tanımak için yüzlerine bakardık; facebook ya da twitter hesaplarında yazan bilgilere değil. O zamanlar insanları paylaştıkları resimlere göre değil de ne kadar bilgisi var diye değerlendirirdik.
Eskiden bayram denilen bir kavram vardı bizim için. Sabahları erkenden kalkılır ve eller öpülürdü. Bir hafta önceden alınmış olan bayramlıklar giyilir, harçlık beklenirdi. Ne güzel olurdu o alışveriş. Babamla alışverişe gittiğimiz zamanlardı. Hem de çok eğlenceliydi. Hayata daha atılmadan nasıl yaşanılması gerektiğini öğretirlerdi...Ya bayramlıklar. Belki de bütün bir yıl beklenirdi onlar için.Gel gör şimdi bunların hiçbiri yok....
Boşuna eskiden denilmiyor. Şimdi her şeyimiz farklı. İki dakika konuşuyoruz ve sonrasında her şey bitiyor. Fakat o zaman her şey yüzeysel olmuyor mu???
Yeni olana karşı durmak imkansız ve elimizde değil ancak içeriğini eskinin güzel hasletleri ile doldurmak imkansız değil ve elimizde.
YanıtlaSilYenilikten kaçmamak lazım önemli olan neyi niçin kullanıyoruz ve niçin yapıyoruz.