20 Ocak 2014 Pazartesi

KARARSIZLIK

Önünde 2 yol vardı. Sağ mı sol mu bilemeden tam ortalarında duruyordu. Ne geçip danışacağı biri vardı yanında ne de geçmişinde bakıp yardım alabileceği anıları...Bilinmez bir dünyada seçmesi gereken bir yol vardı. Başını çevirdi ve etrafına göz attı. Her taraf ağaçlarla kaplıydı. Metrelerce uzanan ama ne olduğu anlaşılmayan ağaçlar... Mevsimin sonbahar olduğunu anlamak zor değildi. Yapraklar kahverengiye dönmeye başlamıştı. Hatta en yakınındakinin önü doluydu. Dallardan düşen yapraklar... Bazıları yere varmıştı, bazılarıysa rüzgarla sonu belli olmayan bir yolculuğa çıkmıştı. O da işte nereye varacağını bilmediği bir yolculuğa başlamıştı. Tekrar önüne baktı. Seçmesi gerekiyordu. Ancak her insan gibi belirsizliklerden korkuyordu. Sürekli telkinlerden kaynaklanan korkular... Sonunu bilmeden yola çıkılmaması gerektiğini söyleyen kişilerle çevrilmişti çevresi her seferinde. Ve ne zaman bir karar alsa sürekli karşı çıkmalar. İşte bundan dolayı şu anda kararsızdı. Ne yapacağını bilmez durumdaydı... Karar alması gerekirken orada saatlerce durabilirdi. Sonunda zamanın farkına vardı ve yavaşça arkaya döndü. Vazgeçiyordu artık. Yapamazdı. Gidemezdi daha fazla. Bilmediği bir şeyi nasıl başaracaktı. Kendine güvenmiyordu ki...
 Tam adımını atacakken uzaklardan bir kuşun sesini duydu. Nerede olduğunu göremeyecek kadar uzaklardan... İşte o an bir nefes aldı ve ne seçerse seçsin sonunda kendi kararının olduğunu anladı. Olacaklar onun seçimiydi. İnsanların ne tepki vereceği veya onu eleştirecek olmaları yolundan alı koyamazdı. Yapabilirdi ve yapacaktı. Hayat değil miydi bu... Başarısız olsa da bir şekilde devam edecekti. Ve adımını attı. Sağ yoldan ilerlemeye başladı. Yolun sonuna kadar yürümek üzere....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder