Kapıdan her çıktığımda merdivenlere oturmuş ve somurtan bir çocuk görürdüm. Aradan tam 15 yıl geçti. Sabah saat 9'da çıkan ben ve o çocuk. Biz farkında olmadan arkadaş olmuştuk. Hiç konuşmasak da aslında paylaştığımız şeyler çok fazlaydı. Şimdi düşünüyorum da çocuğun yüzünü neredeyse hiç unutmadım. Masmavi gözleriyle yoldan geçen arabalara bakar ve sanki beklediği bir şey varmışcasına her seferinde morali bozulurdu. Bazen merak etmiyor da değildim acaba ne bekliyor diye.
O küçücük ellerini yanaklarına dayar ve gözlerini yola dikerdi. Dediğim gibi her sabah bu şekildeydi. Bir gün sonunda onunla konuşmaya karar verdim ve dışarı çıktığımda selam verdim. İlk başta beni duymadığını sandım. Çünkü konuşmak şöyle dursun gözlerini yoldan ayırmıyordu bile. Sonra ben de yanına oturdum ve de tekrardan 'Merhaba' dedim. Başını çevirdi, gözlerimin içine baktı ve yüzündeki somurtuk ifade değişti. O da bana 'Merhaba.' dedi. Adını sordum. 'Kemal' dedi. Sonunda her sabah neden merdivende oturup beklediğini sordum. Yavaşça kafasını kaldırdı, gözlerimin içine baktı ve gözleri doldu. Ne olduğunu anlamadım. Sonrasında kalktım ve işime gittim.
Konuşmamızın üzerinden yaklaşık 2 ay geçtikten sonra merdivenlerde onu göremedim. İlk başta bunun normal olduğunu düşündüm. Ancak bir süre sonra endişelenmeye başladım. Her gün gelip orada merdivenlerde oturan çocuk artık yoktu. Neler olduğunu anlamadım.
Sebebin ne olabileceğini düşünürken apartmanda konuşulanlar kulağıma geldi. Meğersem bu çocuk her gün yola değil hemen karşımızda bulunan parka bakıyormuş. En son babasıyla orada birlikteymiş ve o günden sonra babasını bir daha görememiş. Ve o gün, yani gelmediği gün... Babasını parkın girişinde gördüğünü düşünüp yola atlamış. O sırada çok hızlı gelen bir arabada çocuğa çarpmış. Sizin anlayacağınız çocuk ölmüş. Aslında çocuğa yalan söylemişler. Babası da onun gibi bir trafik kazasında ölmüş ancak bunu söyleyememişler. Uzun lafın kısası son güne kadar babasını beklemiş gerçekte. Tam 15 yıl oldu bunu öğreneli ve hala dışarı çıkarken her zaman oturduğu basamağa gözlerim takılır. Aslında özlüyorum onu. Sonuçta o benim arkadaşımdı. Düşünüyorum da acaba kaç kişi hatırlıyordur bu çocuğu.Cevap açık, neredeyse kimse. Sanırsam bugünde uyumaya gitme vakti. Kalemi bırakıp yatağa girmem lazım. Ama kendimi o çocuğu düşünmekten alamıyorum. Hayat bu işte..Bazen asla unutamayacağız hatıralarınız, arkadaşlarınız olur. Benim arkadaşım da oydu. Yarın sabah kalkıp kapıdan çıktığımda keşke görsem onu...Görebilsem ve ona üzülmemesini diyebilsem. Fakat bu şansım yok.... Mavi gözlü çocuk, iyi geceler. Gülümsüyor musun acaba şu anda?
Mavi gözlü çocuğu okurken gözyaşları içinde unutamadığım yüzler canlandı hafızamda... 26 yıl önce..hayallerin peşinden yol alırken İzmir'e doğru gecenin bir vakti şehirlerarası otobüs terminalinde gördüm o masum yüzü. Tuvaletin önünde bağdaş kurmuş vaziyette oturmuş çıkanların uzattığı parayı usulca alıp kolonya ve mendil ikram ediyordu. hareketleri yavaştı, bıraksan oracıkta uykuya dalar gibi bir hali vardı. yanına yaklaşıp"senden başka buraya bakan yok mu" diye sordum. Dudaklarından sadece iki kelime "yok abi" sözleri döküldü. Yüzündeki masumiyet konuşmasına konuşması yüzündeki masumiyetin yansımasıydı.. o altı harflik kelimelerde ise sanki bütün dramı saklıydı..içime işlendi..
YanıtlaSil...ve aradan uzun uzun yıllar geçti, ne zaman bir otobüs terminalinden geçse yolum saçma olsa bile o çocuğu arıyor gözlerim...
Bazen kendimi anlamakta zorlanıyorum.Senin böyle bir şey yaşadığını bilmiyordum. Bir anda yazdığım bir şey sonuçta....
Silbeğenmedi bizim hatırayı..:(((
SilAşk olsun baba o nasıl söz.Sadece ne kadar çok ortak noktamız olduğunu düşündüm. Tabiki de olacak. Ben senin kızınım:)
Sil