7 Temmuz 2013 Pazar

İnsan?

Kendimize dediğimiz veya bilimcilerin söylemesiyle hayvanlardan farkımızı gösteriyor. Bu durumda anlamadığım bir nokta oluşuyor sürekli...Eğer biz hayvanlardan farklıysak(!) o zaman neden kendimize zarar veriyoruz veya karşımızdakinin kuyusunu kazmak için uğraşıyoruz? Hayvanlar sadece aç olduklarında ya da kendi bölgelerine müdahale olduğunda karşısındakine zarar veren varlıklar. Beyni yok diyoruz bu canlılara...Peki beyni olan bizler ne hikmetse bir hayvanın yaptığını bile yapamıyoruz.
  Sırf karşımızdaki bizim inançlarımıza sahip değil, bizimle aynı fikri paylaşmıyor veya aynı davada yol almıyoruz düşüncesiyle birinin zarar görmesini nasıl normal karşılayabiliriz? Bunu savunan kişiler nasıl rahatça yataklarında uyuyabiliyorlar? Gözlerinin önünde kanlar içinde yatan bir insanı görünce  'Oh olsun , hakketmişti ' diyen biriyle aynı masada yemek yiyebileceğinizi düşünebiliyor musunuz? Benim midem bunu kaldırmıyor. Milyonlarca insanı katleden bir insana nasıl ki sempati besleyemeyeceğimize göre birine zarar verene de besleyemeyiz. 
  Gariptir ki bir düşünceyi savunan kişi her yolu mübah görüyor. İşte bu noktada o kişilere sormak istediğim çok önemli bir soru var. Yapılanlar kendisine, çocuğuna veya sevdiklerine yapılsa bunu kabul edebilecek mi? Kendini o kişilerin yerine koysun ve kabul edebiliyorsa ; işte o zaman geçer kendi düşüncemi tekrardan düşünürüm...

15 Nisan 2013 Pazartesi

Sınırlarını Zorlamak?

Bu aralar hep bu cümleyi duyar oldum. Herkesin ağzında sakız gibi...Gerçekten de nedir bu cümle ? Bilen var mı acaba? İnsanın sınırı var mıdır ya da aslında beynimize vurulan kelepçeler yüzünden mi öyle sanıyoruz. Bazen duyarız arkadaşımızın arkadaşı hem çok başarılı, hem çok aktif hem de kendisine vakit ayırabilen biridir. İşte o zaman sormaz mıyız kendi kendimize bunu nasıl yapıyorlar diye? 
  Cümleyi kabul etmek bizim elimizde. Neden mi? Eğer birileri bize göre imkansızmış veya sürekli zor işleri yapıyor gibi geliyorsa kendimizi o durumda düşünmeyi başaramadığımızdandır. Sormak gerekmez mi o zaman diğer insanlar bunu nasıl yapıyor diye? Hani derler insanlar beyinlerinin %10 luk kısmını kullanıyor diye. aynısı normal hayatımızda da geçerli değil mi? Düşünün biraz...Sanki kendimize sınırları biz koyuyoruz. Sanki hayatı yaşamamak için biz uğraşıyoruz. Bundan dolayı aslında sınırlarımızın olmadığını bilmemiz gerekiyor. İnsanların söyledikleriyle hareket etmeye devam edersek her zamanki gibi bir yerde duracak ve de bundan dolayı sınırlarımızın olduğunu düşünmeye devam edeceğiz!

11 Nisan 2013 Perşembe

Seçim!

Hayaller miydi yoksa senden istenenler mi? Nasıl karar verdin bugüne kadar? Kendim için olanlara bakıyorum da sanırsam bu ikisinin karışımı olmuş. Kendi istediklerimi yaparken ailemi göz önünde bulundurduğum çok vakitlerim var. Peki öyle olmasaydı şu anda ne olurdu merak ediyor muyum? Tabi ki de ...Nasıl,yarın gözlerimi açabilecek miyim diye merak ettiğim gibi..

27 Mart 2013 Çarşamba

Keşke!

 Hani deriz ya sürekli keşke bunu yapmasaydım. İşte En büyük pişmanlığım budur, keşke şöyle olsaydı....Ve devam eder gider bu cümleler. Peki hiç sordunuz mu kendinize neden bu kelimeye ihtiyaç duyulur diye? Dönüpte geçmişe baktığımızda en azından 100 kere kullanmışızdır. Hatta bazıları her gün kullanır bu kelimeyi...
  Bazen bu kelimeyi insanların ağzından duyduğumda derim ki aslında o kişiler kendi istekleri doğrultusunda hareket etmiyorlar. Çünkü keşke bir pişmanlık  belirtisidir aslında. Tabi ki de yapılan bazı hatalar için kullanılsa da çoğunlukla tercihlerimiz bizi mutlu etmediğinde kullanmıyor muyuz? Eğer durum bu ise neden herkes geçipte doğru seçimleri yapmak için düşünmez ki? Neden her zaman başkalarının önerisini sorgulamadan araştırmadan kabul ederler? Bu soruları hiç sormadan da geçer ve cümlenin başına 'KEŞKE' koyarlar.
  Doğrudur ben de kullandım bu kelimeyi. Fakat şimdi anlıyorum ki anlamsız yere pişman olmaktansa hareket ederken ve seçim yaparken uzun süre düşünmeliyim. Sonunda pişman olmayacağım ve keşke kelimesine başvurmayacağım durumlar yaratmalıyım....

21 Şubat 2013 Perşembe

Eskiden....

  Eskiden yazılar defterlere karalanırdı.Eller daha çok kalem tutardı. Klavye de neymiş dedirtti...Tabi daktiloları unutmamak lazım Hiç unutmam babamın bir daktilosu vardı. Nasıl çalıştığını öğrenmek için sürekli onunla oynardım. E tabi sonunda bozdum da. Sonuç olarak o kadar kurcalamanın sonucu bu olurdu.
  Eskiden aile üyeleri birbirlerini daha çok görürdü.Telefon da neymiş dedirtecek zamanlar biliyorum.Ancak o zamanlar akşam yemekleri mutlaka beraber yenilirdi.Kimin hangi saatte geldiği önemsenmez, masaya evin reisi oturmadan yemeğe başlanmazdı. O zamanki muhabbetler daha bir eğlenceliydi sanki. Ne internet gençliği denilen kavram vardı hayatımızda ne de şimdiki gibi herkesin elinde 'Smart Phone' dediğimiz telefonlar...İnsanları tanımak için yüzlerine bakardık; facebook ya da twitter hesaplarında yazan bilgilere değil. O zamanlar insanları paylaştıkları resimlere göre değil de ne kadar bilgisi var diye değerlendirirdik.
  Eskiden bayram denilen bir kavram vardı bizim için. Sabahları erkenden kalkılır ve eller öpülürdü. Bir hafta önceden alınmış olan bayramlıklar giyilir, harçlık beklenirdi. Ne güzel olurdu o alışveriş. Babamla alışverişe gittiğimiz zamanlardı. Hem de çok eğlenceliydi. Hayata daha atılmadan nasıl yaşanılması gerektiğini öğretirlerdi...Ya bayramlıklar. Belki de bütün bir yıl beklenirdi onlar için.Gel gör şimdi bunların hiçbiri yok....
  Boşuna eskiden denilmiyor. Şimdi her şeyimiz farklı. İki dakika konuşuyoruz ve sonrasında her şey bitiyor. Fakat o zaman her şey yüzeysel olmuyor mu???

14 Şubat 2013 Perşembe

Bencillik!!!

  Sadece kendini düşünerek nereye varmaya çalışıyor bu insanoğlu? Gerçekten isteklerini neden her şeyin önüne koyarlar anlamıyorum. Bu kadar mı ben merkezli olduk..Bize öğretilenler bunlar değilidi. Her zaman kendinden önce başkalarını düşünüp ona göre hareket etmemiz gerektiği söylenmemedi mi? Başkasının özgürlüğüne sataştığımızda bile sorunlar doğuyorsa dünyanın kendi etrafımızda döndüğünü düşündüğümüzde kim bilir neler olacaktır. Bu kadar olmaz dedirten her an aslında ne kadar da çocuklaştığımızı göstermez mi? Bencil olarak yaşamaya devam edersek geleceğimiz nasıl olacak hiç mi merak etmiyoruz? Ya da artık hiç düşünmez mi olduk ? İnsan merak etmiyor değil...

28 Ocak 2013 Pazartesi

Özgür Olmayı İstemek

Kendimi uçsuz bucaksız gökyüzünde uçan bir kuş olarak hayal etmeyi severim. Neden mi? Çünkü özgürsündür. Böylece kimse sana yaklaşamaz. Kaçmak gibi bir derdin olmaz ya da gözlerinden akan yaşları saklamak zorunda değilsindir. Seni suçlayacak kimse yoktur etrafında. Aslında düşündükçe bir oyuncak bebek gibi davrandığımızı daha iyi anlıyorum. Biz kurulmuş oyuncak askerler gibiyiz. Kimin ne diyeceğini düşünüp duruyoruz. Herkesin ağzında 'Elalem ne der.' sözü var.  Buna uymak zorunda mıyız diyoruz her seferinde. Fakat gözden kaçırdığımız bir şey var. Biz ; insanoğlu olarak başkalarını önemsemede birinciyiz. Nedenini herkes biliyor. Ancak bu şekilde duygularımızı tatmin edebiliyoruz. Elimize telefonları alıp mutlaka birilerine mesaj çekiyor veya arıyoruz. Niye mi? Her seferinde kendimizi yalnız hissettiğimizde ne kadar da zavallı olduğumuzu düşünüyoruz. Saçmalıkları içimizde yaşıyoruz ve ne yazık ki asla özgür olmayı başaramayacak olanlarız.