Geçenlerde biri bana 1 aydır görmediği ailesini özlediğini, annesinin yemeklerini yemediğini ve bundan dolayı sağlıklı beslenemediğini, kardeşiyle oyun oynayamadığını söyledi. Bir anda durup kendimi düşündüm. 4 yıl önce başlayan serüvenimizi...
Tam 4 yıl önce ailem İstanbul'dan taşındı. İlk başta babamı gönderdik Ankara'ya daha iyi bir iş imkanı için. Çocuklarından 2 tanesi üniversite, 2 tanesi de lise öğrencisiydi. Buna İstanbul'daki maddi zorluklar katılınca da alınacak en doğru karar böyle oluştu. Tabi o sırada benim de eve çıkmam gerçekleşti. Artık ailemiz 4 ayrı evde kalıyordu. 6 ay sonra erkek kardeşimi yolladık Ankara'ya. Ne yapalım dedik. Ergenliğin verdiği sorunlarla baş edebilmek için babamızın yanına yolladık. Ondan birkaç ay sonra da en küçük kız kardeşimi. Annemle ben kaldık İstanbul'da ama aynı evlerde kalmayan insanlardık. İşte ilk babamdan uzakta geçirdiğimiz ramazanda o yılda gerçekleşti. Biz alışkın değiliz evde baba olmadan oruç açmaya, sahur yapmaya... Yani pek zevkli geçmedi o ramazan. Ne diyelim hayırlı olsun dedik öyle çıktık aradan. Babamı bir tek o yıl Ramazan Bayramı'nda görebildim çok şükür. Sonra yeni yıl başladı. Tabi İstanbul'da annem ve ben hala duruyoruz. Sonunda annemde dayanamadı ve taşınma kararı aldı. 1 Ocak 2013 tarihinde annem işinden ayrıldı ve Ankara'ya gitti. Tam 5 ay sonra doğum günümde ailemle beraberdim. Laf aramızda annemin iddiasına göre ben 15 Temmuz doğumluyum ama sağolsun sevgili büyük büyük dedem 31 Aralık yazdırmış. Güzelce eğlendik, pastamızı kestik. Kızkardeşimin patates ve koladan olan pastasıyla eğlenip babamın aklına girerek anneme hediye aldırmayla sonlandırdık. Ertesi gece yola düştüm . İstanbul'a sabaha karşı 5 sularında geldim. Eve gitme falan derken oldu mu size sabah 6. Böylece bir koca yılı geçirdik. Hiç unutmam mayıs ayında arayıp babamla telefonda konuşurken ağladım. Özledim yani ailemi. İnsan özlemez mi ailesini...Alışkın değilim ki bu kadar uzak kalmaya. Neyse efenim geldi mi size yaz. Ben tekrardan Ankara yolcusuyum . Staja gidene kadar kalacağım ama nasıl? Şehir şehir değil benim için. Şimdi Ankara'da yaşayanlar için ne kadar normal olsa da oraya İstanbul'dan giden biri için çok zor oluyor. Bütün yazı dizi izleyerek geçirdim diyebilirim. Tabi yoğun ve yorucu geçen bir dönemden sonra bunu yapmak hakkımdı sanırsam.
Yıl 2013 yazı. Bir ramazanda daha bizimkilerle olamadım. Başta birkaç gün beraberdik; ancak ben stajımdan dolayı İzmir'e gitmek zorundaydım. Öyle olunca da ne yapalım dedik. Sonra öğrendim ki babam Irak'a tayin edilmiş. Daha dur Ankara'ya yeni gelmişken derken bir baktık ülke değiştiriyoruz. Öyle olunca tabi tekrardan taşınma; sen kalk git Mardin'e. Annem için büyük şok. 20 yıldan sonra dönüyor memleketine. Ne yapsın yabancılık çekmiyor değil. Hele kardeşlerim için bu durum daha da feci. İstanbul'da doğup büyümüşler ve bir anda hiç bilmedikleri, hayatlarında sadece bir kere küçükken gittikleri bir yere gidiyorlar. Aramızda kalsın ben ilk kez o yaz gittim Mardin'e. Size şaka gibi gelebilir ama bu bir gerçek. Mardin'e varınca babamla sadece 1 gün geçirebildik. Ertesi gün Irak'a gidecekti. Böylece ailenin Irak sayfası başladı.
2013'ü böyle geçirdim. Babamı veya annemi görmeden ne kadar olunabilirse artık... Sonra final döneminde öğrendim ki babamın ajansı Ankara'da toplantı yapacakmış. Babamda uçakla İstanbul'a gelip Ankara'ya aktarma yapacakmış. Sonuç ben finalden çıktım. 45 dakikada bitirdim. Hızıma ben de şaşırdım o gün dürüst olayım. Bu arada iyi notla da geçtim dersi, yani 45 dakikada finali yapmışım. Kalktım havaalanına doğru yol almaya. Maslak'tan bindim metroya Taksim'e kadar, oradan füniküler ile Kabataş'a. Kabataş'tan Aksaray'a kadar tramvay ve son olarak Aksaray metrosuyla havaalanı. Yaklaşık olarak 2 saat sürdü. İç hatlarda beklememi söyledi babam ama ben sıkılıp dış hatlara geçtim. İnsan babasını görünce şaşırıyor. Azıcık göbek bırakmıştı. Farkediliyor yani, ama saçları hala gür. Beyazlar düşmüştü ama saçlara. Geçtik iç hatlara. Toplasan 30 dakika etmez konuştuğumuz süre. Sonuç babamı uğurladım ve eve geri gittim diğer finalime çalışmak için. Aradan aylar geçti. Mezuniyet törenim geldi. Annem, kardeşimlerim, kuzenlerim ve hatta Koreli tanıdıklarım bile geldi. Ama babam yoktu. İnsanın üzülmemesi imkansızdır. Ancak elimiz mahkumdu. Çünkü o sırada Irak Kürdistan Özerk Bölgesi yönetiminin toplantı yapası tutmuş. Öyle olunca da babam gelemedi mezuniyetime. Babamla hiç fotoğrafım olmadı kepli sizin anlayacağınız. Buruk geçti azıcık... Ailemin geriye kalan üyelerini gördüğüm süre gene 10 günü geçmez. Annem Irak'a gidecek, onun işlemleri için çözümler üretilecek..Erkek kardeşim üniversiteye başlayacak, onun işlemleri halledilecek. Geriye kaldı mı küçük kız kardeşim, o da üniversiteye hazırlanacak, onunda işleri halledilecek. Öyle olunca tabi ailem gerisin geri Mardin'e döndü. Bu arada annem bacağını kırdı. Hareketli yapısı yüzünden yerinde oturamayan annemi yatağa bağlayamadı gene o alçı. Aslında bende de hata var. Almayacaktım o koltuk değneklerini. Bir ramazanı daha böyle geçirdim. Bizimkiler olmadan. Evet arkadaşlarımla iftarlar yaptım, eğlendim ve çok güzel anılara sahip oldum. Ama aile ile yapılan iftarın tadı bir başka.
Ve son yıl. Geldik mi şimdi. Bu sene de ne babamı gördüm ne annemi...Annem Mardin'e gelip gitti, ancak İstanbul'a sadece bir kere geldi. Diplomamı aldım, o sırada ailem ne yazık ki gene iş durumlarından dolayı yanımda olamadı. Çok şükür programlar var da resim gönderebiliyoruz. Böyle tamı tamına 10 ay geçti. Ve mayıs ayında babamın Türkiye'ye tayin edileceğini öğrendim. Irak'taki olayların başlamasından neredeyse 3 hafta önce babam Türkiye'ye geldi. Bu sefer uçağı sabah erkendendi. Ve ben gene düştüm yollara. Sadece 15 dakika vakit geçirebildik. Tabi babam diplomamı gördü. Görmezse olmaz...Babamı iç hatlardan uğurladım ve gerisin geri eve haziran ayında gireceğim sınava hazırlanmak için döndüm. Bu olayın üzerinden 1,5 ay geçti. Ramazan başladı. Bu 4. oluyor. Hala tadı yok, çocukluğumdaki gibi değil. Annem de babam da ve hatta kardeşlerim ne zaman İzmir'e geleceksin diye soruyorlar. Keşke diyorum bu soruyu her sorduklarında imkanım olsa da gidebilsem. Ancak hayat bu şekilde işte. Bazen çok uzak olmak gerekiyor. Fakat bu durum onları sevmene engel değil.
Ailesini özlediğini söyleyen ama topu topu birkaç ay uzak kalmış insanlar var. Onları çok iyi anlıyorum. Fakat bazen bunu söyleyen biriyle karşılaştığımda yukarıda yazdığım ve yazamadığım birçok olay aklımdan geçiyor. Ve diyorum ki benim hissettiğim ne o zaman? Ancak gene de şükrediyorum. Ailemin yaşadığını, sağlıklı olduklarını biliyorum. Bazen sorunlar olsa da biliyorum ki güvendeler. Babam Irak'a gittiğinde yaşadığımız endişeler yok şimdi içimizde. Ve diyorum ki ailesini hiç göremeyenler veya nerede olduklarını bilemeyenler var. Yani elimizdekilerle mutlu olmayı ve şükretmeyi bilmeliyiz geçiyor içimden. Hiç olmazsa arayabiliyorum onları. Belki 3 dakika belki saatler, farketmez seslerini duyabiliyorum.Dünyada yaşayan birçok kişiden daha şanslı hissediyorum kendimi o zaman. Bundan dolayıdır ki her an isyan içinde olan ve mutlu olmayı başaramayan kişileri anlayamıyorum. Sonuç olarak herkesin hayatı zor, ancak unutmamak gerekir ki bazen sizden daha da zor şartlarda yaşayan kişiler vardır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder