Yaşlar damlıyordu o gözlerden. Yıllar önce unuttuğunu düşündüğü yaşlar... Ağlamayalı ne kadar olmuştu bilmiyordu, ama sanki yüzyıllar gibi geliyordu. Ne olmuştu da bir anda...Sonra başını tekrar kaldırdı ve onu gördü. Duvara yıllar önce yazdığı o sözleri. Kendini cesaretlendirmek için sürekli her sabah karşısına geçip tekrarladığı. Durdu ve tekrar yüksek sesle okudu:
' Sevilmek istiyorsan önce sev,
Ağlamak istiyorsan önce gül,
Hedef istiyorsan önce hayal et,
Ve son olarak keşke demeden önce bir kere daha düşün....'
Derin bir nefes aldı ve dışarı baktı. Aradan geçen onca zamana rağmen odası hiç değişmemişti. Annesi hep geri döner umuduyla korumuştu. Hala babasının kendisine yaptığı oyuncaklar pencere kenarındaydı. Rengarenk olanlar ve boyanmayı bekleyenler... Yavaşça gülümsedi, aslında ait olduğu yerde mutluluğu en kolay bulduğu mekandaydı. Gülümsedi ve 'Anne!' dedi. Tam 15 yıl önce evden çıkarken son kez dediği o sözcükle arkasını döndü ve tekrardan 'Anne, evimdeyim.' dedi.
Gerçekten evindeydi, hem de çıkarken bir daha dönmeyeceğim diye yemin ettiği yerdeydi. Sonrasında pencereye yaklaştı ve küçük oyuncaklardan birini alarak 'Evimdeyim.' dedi.
Bir anda gözlerini açtı, saatin alarmı çalıyordu. Çok güzel bir rüyadan uyanmıştı ve kafasını çevirdi. Rüyanın gerçek olmasını dileyerek hıçkırdı.....
Bazı anlar gelir, kaybetmediğini bilen aklına karşılık yüreğin daima yıkıldığını haykırır. Rüyalarını süsleyen anları yaşamayı da dilediğin olur ama bu mutluluk seni bulmayalı çok olmuştur bilirsin. Neyse dediğin ve yarı yolda bıraktığın bu düşlerde kalanlardır aslında senin istediklerin. Yine de elde edemezsin, yorulursun bir kez daha. Yüklerin her "bir kez daha" dediğinde çoğalır, çoğalır..
YanıtlaSilOkuyunca seni ve odanı hayal ettim. Bir an gerçekten senmişsin benmişim gibi hissettim o kişiyi. Çok güzel uydurduk hayatlarımıza böylesi rüyaları. Ve uyandığımızda boğulduğumuz hıçkırıkları..
Her haliyle yaşıyoruz ama değil mi..