11 Nisan 2013 Perşembe

Seçim!

Hayaller miydi yoksa senden istenenler mi? Nasıl karar verdin bugüne kadar? Kendim için olanlara bakıyorum da sanırsam bu ikisinin karışımı olmuş. Kendi istediklerimi yaparken ailemi göz önünde bulundurduğum çok vakitlerim var. Peki öyle olmasaydı şu anda ne olurdu merak ediyor muyum? Tabi ki de ...Nasıl,yarın gözlerimi açabilecek miyim diye merak ettiğim gibi..

27 Mart 2013 Çarşamba

Keşke!

 Hani deriz ya sürekli keşke bunu yapmasaydım. İşte En büyük pişmanlığım budur, keşke şöyle olsaydı....Ve devam eder gider bu cümleler. Peki hiç sordunuz mu kendinize neden bu kelimeye ihtiyaç duyulur diye? Dönüpte geçmişe baktığımızda en azından 100 kere kullanmışızdır. Hatta bazıları her gün kullanır bu kelimeyi...
  Bazen bu kelimeyi insanların ağzından duyduğumda derim ki aslında o kişiler kendi istekleri doğrultusunda hareket etmiyorlar. Çünkü keşke bir pişmanlık  belirtisidir aslında. Tabi ki de yapılan bazı hatalar için kullanılsa da çoğunlukla tercihlerimiz bizi mutlu etmediğinde kullanmıyor muyuz? Eğer durum bu ise neden herkes geçipte doğru seçimleri yapmak için düşünmez ki? Neden her zaman başkalarının önerisini sorgulamadan araştırmadan kabul ederler? Bu soruları hiç sormadan da geçer ve cümlenin başına 'KEŞKE' koyarlar.
  Doğrudur ben de kullandım bu kelimeyi. Fakat şimdi anlıyorum ki anlamsız yere pişman olmaktansa hareket ederken ve seçim yaparken uzun süre düşünmeliyim. Sonunda pişman olmayacağım ve keşke kelimesine başvurmayacağım durumlar yaratmalıyım....

21 Şubat 2013 Perşembe

Eskiden....

  Eskiden yazılar defterlere karalanırdı.Eller daha çok kalem tutardı. Klavye de neymiş dedirtti...Tabi daktiloları unutmamak lazım Hiç unutmam babamın bir daktilosu vardı. Nasıl çalıştığını öğrenmek için sürekli onunla oynardım. E tabi sonunda bozdum da. Sonuç olarak o kadar kurcalamanın sonucu bu olurdu.
  Eskiden aile üyeleri birbirlerini daha çok görürdü.Telefon da neymiş dedirtecek zamanlar biliyorum.Ancak o zamanlar akşam yemekleri mutlaka beraber yenilirdi.Kimin hangi saatte geldiği önemsenmez, masaya evin reisi oturmadan yemeğe başlanmazdı. O zamanki muhabbetler daha bir eğlenceliydi sanki. Ne internet gençliği denilen kavram vardı hayatımızda ne de şimdiki gibi herkesin elinde 'Smart Phone' dediğimiz telefonlar...İnsanları tanımak için yüzlerine bakardık; facebook ya da twitter hesaplarında yazan bilgilere değil. O zamanlar insanları paylaştıkları resimlere göre değil de ne kadar bilgisi var diye değerlendirirdik.
  Eskiden bayram denilen bir kavram vardı bizim için. Sabahları erkenden kalkılır ve eller öpülürdü. Bir hafta önceden alınmış olan bayramlıklar giyilir, harçlık beklenirdi. Ne güzel olurdu o alışveriş. Babamla alışverişe gittiğimiz zamanlardı. Hem de çok eğlenceliydi. Hayata daha atılmadan nasıl yaşanılması gerektiğini öğretirlerdi...Ya bayramlıklar. Belki de bütün bir yıl beklenirdi onlar için.Gel gör şimdi bunların hiçbiri yok....
  Boşuna eskiden denilmiyor. Şimdi her şeyimiz farklı. İki dakika konuşuyoruz ve sonrasında her şey bitiyor. Fakat o zaman her şey yüzeysel olmuyor mu???

14 Şubat 2013 Perşembe

Bencillik!!!

  Sadece kendini düşünerek nereye varmaya çalışıyor bu insanoğlu? Gerçekten isteklerini neden her şeyin önüne koyarlar anlamıyorum. Bu kadar mı ben merkezli olduk..Bize öğretilenler bunlar değilidi. Her zaman kendinden önce başkalarını düşünüp ona göre hareket etmemiz gerektiği söylenmemedi mi? Başkasının özgürlüğüne sataştığımızda bile sorunlar doğuyorsa dünyanın kendi etrafımızda döndüğünü düşündüğümüzde kim bilir neler olacaktır. Bu kadar olmaz dedirten her an aslında ne kadar da çocuklaştığımızı göstermez mi? Bencil olarak yaşamaya devam edersek geleceğimiz nasıl olacak hiç mi merak etmiyoruz? Ya da artık hiç düşünmez mi olduk ? İnsan merak etmiyor değil...

28 Ocak 2013 Pazartesi

Özgür Olmayı İstemek

Kendimi uçsuz bucaksız gökyüzünde uçan bir kuş olarak hayal etmeyi severim. Neden mi? Çünkü özgürsündür. Böylece kimse sana yaklaşamaz. Kaçmak gibi bir derdin olmaz ya da gözlerinden akan yaşları saklamak zorunda değilsindir. Seni suçlayacak kimse yoktur etrafında. Aslında düşündükçe bir oyuncak bebek gibi davrandığımızı daha iyi anlıyorum. Biz kurulmuş oyuncak askerler gibiyiz. Kimin ne diyeceğini düşünüp duruyoruz. Herkesin ağzında 'Elalem ne der.' sözü var.  Buna uymak zorunda mıyız diyoruz her seferinde. Fakat gözden kaçırdığımız bir şey var. Biz ; insanoğlu olarak başkalarını önemsemede birinciyiz. Nedenini herkes biliyor. Ancak bu şekilde duygularımızı tatmin edebiliyoruz. Elimize telefonları alıp mutlaka birilerine mesaj çekiyor veya arıyoruz. Niye mi? Her seferinde kendimizi yalnız hissettiğimizde ne kadar da zavallı olduğumuzu düşünüyoruz. Saçmalıkları içimizde yaşıyoruz ve ne yazık ki asla özgür olmayı başaramayacak olanlarız.

24 Ocak 2013 Perşembe

Kim?

 Sessizce uzaklaşırken aklımda bulunan soru buydu itiraf etmek gerekirse. Nasıl ve nereden çıkmıştı bu durum. Bilmiyordum ve de bilmek istemiyordum. Hiç istemeyeceğim bir duruma düşmüş olacaktım gene farkındaydım. Cevabını alamayacağım soruları da sormaktan vazgeçmenin en iyisi olduğunu ne zaman anlayacaktım onu da bilmiyorum ya neyse...

9 Ocak 2013 Çarşamba

Asıl???


Uzun ve sessiz bir yolculuktu benimki.Sadece uzaktan izleme hakkına sahip bir insandım. Hayattan soyutlanmış, deli damgasını yemiş biri işte...İlk ne zaman bunu dediler hatırlamıyorum ki. Herkesten farklı olduğumun ben de farkındaydım ama bunu kabullenmek nasıl kolay olacaktı ki? Kendime bile ifade edemezken nasıl  insanlara söyleyecektim?İşte asıl ip burada kopmuyor muydu?
 İtiraf etme kararı almışken kendimi bir anda dört duvar arasında buldum. Beyazdı duvarlar ve hatta tek bir boya hatası olmayan beyaz duvarlardı bunlar. Hani bazen dersiniz ya odanın duvarları üstüme üstüme geliyor diye... Bu binanın sakinlerinin başka şansı yoktu. Onlar sürekli bu şekilde boğuşmak zorundaydılar. Duvarlar geliyordu üzerime, çığlık atmak istedim çoğu zaman ... Ve şimdi sadece uzaktan uzaktan normal olarak nitelendirilen insanların dünyalarını parmaklıklarımız arasından izlemek zorunda kalmaktayız... İzin verilen bu kadar bize. Peki hiç sordunuz mu siz kendinize asıl deli sizseniz nolacak???